Takvim

Şubat 2010
PztiSalÇrşPerCumCmtsiPaz
 << < > >>
      1
2345678
9101112131415
16171819202122
232425262728 

Şu anda kimler hatta?

Uye: 0
Ziyaretçiler: 2

Ilan

rss Sindikasyon

Tema seçin



Kategoriye ait olan yazıların ilanı: Anılar

24 Eyl 2007 

      Söyleyenler doğruyu kestirmeden söylemişler: "Dağ dağa kavuşmaz ama insan insana kavuşur." Çok doğru bir söz. Birçoklarımız bu sözü, mutlaka "altın küpe"ymiş gibi kulaklarına takmalıdırlar.
      Evet, öyle. "Dağ dağa kavuşmuyor ama insan insana" kavuşuyor. 
      1976 yılı başıydı. Hava kötü mü kötü. "Her yerde kar var" şarkısına küsmüşüm. Bizim burada adam boyu var.
      Kuztekke Ortaokulu'nun ahşap merdivenlerinden aşağıya iniyorum. Yüreğim "acabaların bin bir çeşit" umudunun tuzağında. Bakalım ne, nasıl olacak?
Eşim Şükriye Bıldırki'de Kuztekke İlkokulu'nda öğretmendi. Onun da tayini bizim oraya çıkmıştı. Ben eşyaları almak için Kuztekke'ye gelmiştim.
      Birkaç gün önceden, güya kara yakalanmamak için, bütün eşyalarımızı Fahri'nin kamyonetine (İlk kamyoneti, Forge mi neydi? Marka takıntım yok benim) yüklemiştik. İlk günün sabahı, yollar da kapanmıştı.
      Dedim ya, ahşap merdivenlerden iniyorum. Öğrencilerimle ve meslektaşlarımla bir kere daha vedalaşmıştım. Yunus Beylerde kalan eşim de onlarla birlikte geliyordu. Yeni duydum. Yunus Hoca'm da göçüp gitmiş bu dünyadan. Allah'ın rahmeti üzerine olsun. Akşamı, karar vermiştik. Eşimle birlikte Cide'ye inecek, kapalı yolun açılması için ilgili ve de yetkililerden yardım isteyecek, Şenpazar-Cide yolunun açılmasını isteyecektik.
      Yunus Bey'in isteği üzerine Bakkal Fahri Tunç'tan yeteri kadar helva ve kara zeytin almıştık. Bu ikisi, karda adamı susatmayan, iki yolcunun çıkınıydı.
      Fahri'yle görüştük. O, bizim arkamızdan yol açılınca eşyalarımızla birlikte Cide'ye gelecekti.
      Okulun çıkış kapısından bizi, sıcak duygularla uğurladılar.
      Yunus Bey; elindeki koca sopayı bize verdi. "Hem çıkınızı buna asarsınız, hem de önünüze kurt murt çıkarsa kovalarsınız" dedi. Çıkınımız omzumuzda yola çıktık, yeni yapılan köprüyü geçtik. Kar, kasabanın içinde bile diz boyunu aşıyordu.
      Arkamızda onlarca öğrenci yürüyor, yürüyordu. Aralarında Muzaffer Erdemler, İsmail Erollar, Hüseyin Arkınlar, Tuncer Coşkunerler, Müyesser Ertenler, Yaşar Nabi Küçükler, Hüseyin Bekiroğlular, Şeref Eryılmazlar ve daha niceleri vardı.
      Uzun süre peşimizden geldiler. Şimdiki okulun olduğu yerde onları, geriye çevirmiştik.
      Kuztekke Mezarlığı'nda koca bir meşe ağacının altında ilk oğlumuzu da bırakarak, uzun yürüyüşümüzü sürdürdük. Yok Aşağı Şenpazar, yok Kürdün Hanı, yok Gebeula derken, Cide girişinde Lokantacı Cemal ile de karşılaşmıştık. 
      Cide göründü. Çığları geride bıraktık. 
      Sonrası?..

      Büyük bir sürpriz. O geride bıraktığımız çocuklar var ya, işte onlar, şimdi büyümüşler ve koca adam olmuşlar. Hem de "adam" olmuşlar.
      Muzaffer de bunlardan biri.
      Bizi mutlu eden bu!

      Kuztekke'nin "Bıldırki" öğretmeni olarak tanıdık tanımadık bütün Şenpazarlı dostlarıma selam olsun.
      Sevgilerimle. 

      Oyhan Hasan BILDIRKİ


      denizdeaksam2.jpg


BU DOYUMSUZ MANZARALARA DELİ OLUYORUM.
SANKİ SİZ DE ÖYLE DEĞİL MİSİNİZ?
HEM GÜNEŞ, HEM DENİZ... NE MANZARA?



Oyhan Hasan Bıldırki · 291 görünüşler · 1 yorum
Kategoriler: Anılar